<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Amaze Aklın gıdası yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.sunipeyk.com/amaze-aklin-gidasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sunipeyk.com/amaze-aklin-gidasi/</link>
	<description>Harika Siteler Sitesi</description>
	<pubDate>Thu, 22 May 2008 20:04:47 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.5</generator>
		<item>
		<title>süper bir şey tarafından</title>
		<link>http://www.sunipeyk.com/amaze-aklin-gidasi/#comment-5929</link>
		<dc:creator>süper bir şey</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Mar 2008 19:32:12 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sunipeyk.com/amaze-aklin-gidasi/#comment-5929</guid>
		<description>cok güzel bir şey</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>cok güzel bir şey</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>buse tarafından</title>
		<link>http://www.sunipeyk.com/amaze-aklin-gidasi/#comment-5325</link>
		<dc:creator>buse</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Feb 2008 16:51:59 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sunipeyk.com/amaze-aklin-gidasi/#comment-5325</guid>
		<description>çooooook     güüüüüzel    biiiiiiiiiiir      ürünnnnnnnn......</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>çooooook     güüüüüzel    biiiiiiiiiiir      ürünnnnnnnn&#8230;&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>enis tarafından</title>
		<link>http://www.sunipeyk.com/amaze-aklin-gidasi/#comment-4339</link>
		<dc:creator>enis</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Dec 2007 14:51:02 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sunipeyk.com/amaze-aklin-gidasi/#comment-4339</guid>
		<description>Amazeyi çooookkkk seviyorum</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Amazeyi çooookkkk seviyorum</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Hasan tarafından</title>
		<link>http://www.sunipeyk.com/amaze-aklin-gidasi/#comment-3041</link>
		<dc:creator>Hasan</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Nov 2007 19:33:41 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sunipeyk.com/amaze-aklin-gidasi/#comment-3041</guid>
		<description>Bilginin beyindeki kodunu yani beyine nasıl kodlandığını yada hangi halde ne şekilde bulunduğunu çözmek. Değil yerin çekim gücü,değil atomun parçalara ayrılışı  hepsinin ötesinde bir buluş olurdu bu. Düşünmek bile ürpertiyor beni. Bunu günlük hayatta son 5 yılda en çok kullandığımız ve beyine en çok benzettiğimiz alet olan bilgisayar gibi düşünür ve yine onun yardımıyla bir benzetme yaparak konuyu anlatacak olursak;
Not: Sanki bilgisayarı değil de beyni anlatıyormuşum gibi oku. Orada yazana aldırma sen. Ben sende ve herkeste olandan bahsediyorum.

Bilgisayarlar veri depolama ve işleme aygıtlarıdır. Aynı zamanda kullandığı programları vasıtasıyla diğer cihazları da kontrol edebilme, denetleyebilme, değiştirme, düzeltme gibi özellikleri vardır. Bu tabiî ki senin kumandan da gerçekleşen bir şeydir. Dedim ya sen orada yazan bilgisayara aldırma. Bahsettiğim beyin. Hani şu sende de olan:-) 
Aslında bir açıdan bakarsan farkı da yok gibi beynin bilgisayardan. Beyini idare eden de sensin, bilgisayarı idare eden de. Ama yalnızca bir açıdan bakarsan öyle. Geri kalan 359 açı aksini söyler sana... Çoğunluk daima haklıdır dedirtiyor beynim bana... Yok ya diye çıkışıyorum ona.Çoğunluk her zaman değil büyük ihtimalle haklıdır diyorum sonra...Beni dinliyor beynim...
Bilgisayar henüz en ilkel hallerindeyken bir gün bir fikir çıkageldi kapıdan. Sadece hesap makinesi olarak kullanmayalım. Bu devasa cihazı geliştirelim ve daha karmaşık işlemleri daha kolay yapmasını sağlayalım diye bir fikir attı ortaya az önce çıkagelen kapıdan. İyi ama nasıl? diye bir soru sordu soru sorduğunu sanan ve her şeyi bir başkasından bekleyen bir başka adam. Soru o zamanın şartlarında zor sayılabilecek-daha sı sorulabilecek bir soruydu. O yüzden uzun uzun düşündüler. Bir gün elma ağacının altıda armut yerken kafasına düşen karpuzla kendine gelen ve buldum diyen çığlık çığlığa bağıran adamın o anki ruh haliyle bağırarak devasa cihazın yanına geldi. Bulmuştu. İleriki günlerde unu nasıl başardın diye soranlara; hesap makinesinin çalışma şekli geldi aklıma. O da bir programdı ve sayılarla yapılabilecek işlemler üzerine dayanıyordu programın mantığı. O halde yazı yazılabilen bir bilgisayar neden olmasındı. Tuş sayısını arttıracak ve sayı yerine harf koyacağız sadece. Nasıl ki sayıya bastığımız da sayı çıkıyorsa harfe basınca da harf çıkacak o kocaman ekranda. Sonra onları basacağız kâğıtlara ki unutmayalım!
Sayının yerine konulacak harflerden bahsediyordu adam. Ve kâğıtlara basmak diyordu. Çünkü yaptığımız işlemlerimizi kayıt altına almamız gerek di gerekçesi. O zamanlar öyleydi. Cd ya da diskler olmadığından kayıt direkt kâğıtlara yapılıyordu. Çünkü kayıt etme imkânı yoktu başka. Oysa bugün aklımızın ötesinde imkânlarımız. Demek ki bir yöntemi vardı dışarıda ki bilgileri kayıt altına almanın. Bunu bazen elle girerek (yaşayarak ( hani beyinden bahsediyorduk. Unuttun mu yoksa )),bazen de direkt kopya ederek yapıyorduk yeni teknolojiler sayesinde. İşte bahsedilen de tam burası. ( Şimdi neyin adını veriyorsam ondan bahsediyor olacağım. Aman şaşırma ) Bilgiler bilgisayara hızlıca ve çok az bir güç sarf ederek dışarıdan kayıt edilebildiğine göre, neden beyine aynı işlem yapılmasın. 
Bilgisayar bilgiyi alır ve kayıt eder. Bu kaydı bildiğin gibi kodlar vasıtasıyla gerçekleştirir. Bilgisayarın kodu ise 0 ve 1 dir. Milyonlarca farklı işlem aslında sadece 0 ve 1 olarak kodlanır bilgisayarda. Bu iki sayı bütün verileri bilgisayara tanıtmaya fazlasıyla yeterlidir. O halde asıl düşünmemiz ve asıl kafa yormamız gereken şey beynin bilgileri hangi kodlarla kabul ettiği. Eğer bunu bulabilirsek bilgileri o kodlara dönüştürmemiz hiçte zor olmayacaktır. Dolayısıyla bilgisayara bir cd kayıt eder gibi yaşanmış ve görülmüş,bilinmiş ve öğrenilmiş,denenmiş ve tastik edilmiş,bilim adına tarih adına kısaca bilgi adına ne varsa beyine aktarılması,insan üstü varlıkların oluşmasını sağlayacaktır. 
Herkes herşeyi bilemez bu doğru. Ama bir de bildiğini düşün.
Atomu parçalamak iş midir o zaman.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bilginin beyindeki kodunu yani beyine nasıl kodlandığını yada hangi halde ne şekilde bulunduğunu çözmek. Değil yerin çekim gücü,değil atomun parçalara ayrılışı  hepsinin ötesinde bir buluş olurdu bu. Düşünmek bile ürpertiyor beni. Bunu günlük hayatta son 5 yılda en çok kullandığımız ve beyine en çok benzettiğimiz alet olan bilgisayar gibi düşünür ve yine onun yardımıyla bir benzetme yaparak konuyu anlatacak olursak;<br />
Not: Sanki bilgisayarı değil de beyni anlatıyormuşum gibi oku. Orada yazana aldırma sen. Ben sende ve herkeste olandan bahsediyorum.</p>
<p>Bilgisayarlar veri depolama ve işleme aygıtlarıdır. Aynı zamanda kullandığı programları vasıtasıyla diğer cihazları da kontrol edebilme, denetleyebilme, değiştirme, düzeltme gibi özellikleri vardır. Bu tabiî ki senin kumandan da gerçekleşen bir şeydir. Dedim ya sen orada yazan bilgisayara aldırma. Bahsettiğim beyin. Hani şu sende de olan:-)<br />
Aslında bir açıdan bakarsan farkı da yok gibi beynin bilgisayardan. Beyini idare eden de sensin, bilgisayarı idare eden de. Ama yalnızca bir açıdan bakarsan öyle. Geri kalan 359 açı aksini söyler sana&#8230; Çoğunluk daima haklıdır dedirtiyor beynim bana&#8230; Yok ya diye çıkışıyorum ona.Çoğunluk her zaman değil büyük ihtimalle haklıdır diyorum sonra&#8230;Beni dinliyor beynim&#8230;<br />
Bilgisayar henüz en ilkel hallerindeyken bir gün bir fikir çıkageldi kapıdan. Sadece hesap makinesi olarak kullanmayalım. Bu devasa cihazı geliştirelim ve daha karmaşık işlemleri daha kolay yapmasını sağlayalım diye bir fikir attı ortaya az önce çıkagelen kapıdan. İyi ama nasıl? diye bir soru sordu soru sorduğunu sanan ve her şeyi bir başkasından bekleyen bir başka adam. Soru o zamanın şartlarında zor sayılabilecek-daha sı sorulabilecek bir soruydu. O yüzden uzun uzun düşündüler. Bir gün elma ağacının altıda armut yerken kafasına düşen karpuzla kendine gelen ve buldum diyen çığlık çığlığa bağıran adamın o anki ruh haliyle bağırarak devasa cihazın yanına geldi. Bulmuştu. İleriki günlerde unu nasıl başardın diye soranlara; hesap makinesinin çalışma şekli geldi aklıma. O da bir programdı ve sayılarla yapılabilecek işlemler üzerine dayanıyordu programın mantığı. O halde yazı yazılabilen bir bilgisayar neden olmasındı. Tuş sayısını arttıracak ve sayı yerine harf koyacağız sadece. Nasıl ki sayıya bastığımız da sayı çıkıyorsa harfe basınca da harf çıkacak o kocaman ekranda. Sonra onları basacağız kâğıtlara ki unutmayalım!<br />
Sayının yerine konulacak harflerden bahsediyordu adam. Ve kâğıtlara basmak diyordu. Çünkü yaptığımız işlemlerimizi kayıt altına almamız gerek di gerekçesi. O zamanlar öyleydi. Cd ya da diskler olmadığından kayıt direkt kâğıtlara yapılıyordu. Çünkü kayıt etme imkânı yoktu başka. Oysa bugün aklımızın ötesinde imkânlarımız. Demek ki bir yöntemi vardı dışarıda ki bilgileri kayıt altına almanın. Bunu bazen elle girerek (yaşayarak ( hani beyinden bahsediyorduk. Unuttun mu yoksa )),bazen de direkt kopya ederek yapıyorduk yeni teknolojiler sayesinde. İşte bahsedilen de tam burası. ( Şimdi neyin adını veriyorsam ondan bahsediyor olacağım. Aman şaşırma ) Bilgiler bilgisayara hızlıca ve çok az bir güç sarf ederek dışarıdan kayıt edilebildiğine göre, neden beyine aynı işlem yapılmasın.<br />
Bilgisayar bilgiyi alır ve kayıt eder. Bu kaydı bildiğin gibi kodlar vasıtasıyla gerçekleştirir. Bilgisayarın kodu ise 0 ve 1 dir. Milyonlarca farklı işlem aslında sadece 0 ve 1 olarak kodlanır bilgisayarda. Bu iki sayı bütün verileri bilgisayara tanıtmaya fazlasıyla yeterlidir. O halde asıl düşünmemiz ve asıl kafa yormamız gereken şey beynin bilgileri hangi kodlarla kabul ettiği. Eğer bunu bulabilirsek bilgileri o kodlara dönüştürmemiz hiçte zor olmayacaktır. Dolayısıyla bilgisayara bir cd kayıt eder gibi yaşanmış ve görülmüş,bilinmiş ve öğrenilmiş,denenmiş ve tastik edilmiş,bilim adına tarih adına kısaca bilgi adına ne varsa beyine aktarılması,insan üstü varlıkların oluşmasını sağlayacaktır.<br />
Herkes herşeyi bilemez bu doğru. Ama bir de bildiğini düşün.<br />
Atomu parçalamak iş midir o zaman.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>SuniPeyk tarafından</title>
		<link>http://www.sunipeyk.com/amaze-aklin-gidasi/#comment-1564</link>
		<dc:creator>SuniPeyk</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Aug 2007 10:38:16 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sunipeyk.com/amaze-aklin-gidasi/#comment-1564</guid>
		<description>Ya da yedrimeyeceğiz. Konu önemli!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ya da yedrimeyeceğiz. Konu önemli!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>SuniPeyk tarafından</title>
		<link>http://www.sunipeyk.com/amaze-aklin-gidasi/#comment-1563</link>
		<dc:creator>SuniPeyk</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Aug 2007 10:36:38 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sunipeyk.com/amaze-aklin-gidasi/#comment-1563</guid>
		<description>Ürünle ilgili olarak, olumlu olumsuz tüm yorum ve ilgili linkleri verebilirsiniz.
Böylece herkesin haberi olabilir.
Sonuçta çocuklarımıza yedireceğiz.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ürünle ilgili olarak, olumlu olumsuz tüm yorum ve ilgili linkleri verebilirsiniz.<br />
Böylece herkesin haberi olabilir.<br />
Sonuçta çocuklarımıza yedireceğiz.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>All tarafından</title>
		<link>http://www.sunipeyk.com/amaze-aklin-gidasi/#comment-1562</link>
		<dc:creator>All</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Aug 2007 10:33:24 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sunipeyk.com/amaze-aklin-gidasi/#comment-1562</guid>
		<description>Tamamen zararlı içindekiler bölümünü okuyun ve internetten araştırın</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tamamen zararlı içindekiler bölümünü okuyun ve internetten araştırın</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
